ACİL SERVİSTEKİ TOKSİK KADIN

ramirez

19 Şubat 1994 akşamında kanser hastası Gloria Ramirez fenalaşınca eşi 911’i aradı. Eve gelen ekiple hastaneye yetiştirilen genç kadın 36 dakika sonra hayatını kaybetti. Buraya kadar her şey normal gibi. Ama hastanede yaşananları “normal” tanımının yanından bile geçmiyor.

Hastadan kan almak isteyen hemşire Susan Kane, işlemi tamamladığında tuhaf bir koku aldı. Susan, kemoterapi gören hastaların kanlarındaki tuhaf kokuyu iyi tanıyordu. Yine de bu kokuda bir farklılık vardı. Elindeki enjektörü solunum terapisti Maureen Welch’e uzattı ve onun da koklamasını söyledi. Welch bunun “AMONYAK” kokusu olduğunu söyledi. Şaşıran terapist, enjektörü asistan doktor Julie Gorchynski’ye uzattı. Doktor enjektörü ışığa tutunca içinde sarı tanecikler olduğunu gördü. Enjektör en sonunda doktor Mark’ın eline geçti ve o da kanda sarı kristaller olduğunu teyit etti.

Daha bu olayın şaşkınlığı atlatılamamışken Bayan Ramirez daha da fenalaştı. Ekip elektroşok uygulamak için hızla harekte geçti. Tam şok verilecekken hemşire Susan Kane birden fenalaştı. Gözlerinin yaşardığını ve yüzünün yandığını söyleyerek yere yığıldı. Dr. mark sedye getirilmesini emrederken diğer bir hemşire şaşkınlık çığılığı attı. Hastanın vücudunda yeşilimsi bir yağ vardı.

Ekip kadına baktığında boynundan aşağı süzülen yağ tabakasını gördü. Eğilip kokladılar. kimisi kokuyu sarımsağa, kimisi meyveye benzetti. Sarımsaktı meyveydi derken bu sefer de Asistan Doktor Julie Gorchynski fenalaştı. Bunun üzerine acil servis başkanı Dr. Humberto Ochoa’yu yardıma çağırdılar.

Ochoa “Buradan sonrasını ben devralırım. Siz biraz dinlenin.” diyerek Dr. Mark’ı dışarı çıkarttı. Kısa süre sonra solunum terapisti Maureen Welch de fenalaşıp kendinden geçti. Dr. Ochoa hemen 911’i arattı ve yardım istedi. Kısa süre sonra bu sefer de hemşire Berry fenalaştı. Hastayı kaybeden Dr. Ochoa “Burayı hemen boşaltın. Zehirleniyoruz!” diyerek herkesi dışarı çıkarttı.

ZEHİR YOK

911 .ağrısıyla hastaneye gelen polis ve itfaiye ekipleri soruşturma başlattı. Zehirli maddeler birimi HAZMAT görevlileri özel giysileriyle içerideki havada zehir olup olmadığını araştırdılar. Souç: Havada zehir yoktu.

Kısa süre içinde Bayan Ramirez’in bedeni otopsiye alındı. Sonuca göre vücudunda herhangi bir yabancı madde yoktu. Ölümü akut böbrek yetmezliğine bağlı kalp yetmezliğiydi.

 

HİSTERİ Mİ BİYOLOJİK SİLAH MI?

Kaliforniya Sağlık Bakanlığı’nın görevlendirdiği iki müfettiş, Dr. Ana Maria Osario ve Dr. Kirsten Waller, acil serviste çalışanlarla görüştü. Nefes alamayan ve bilincini kaybedenlerin akşam yemeği yememiş kadınlar olduğunu saptadı. “Zehirlenme yok, kitlesel histeri krizi” sonucuna varıldı. Bayan Ramirez’in ailesi “Hastamızı, hemşirelerin ihmali öldürdü” diyerek hastaneden davacı oldu.
Birkaç ay sonra Dr. Julie Gorchynski (kanın içinde yüzen sarı tanecikleri ilk gören doktor), bir hafta yoğun bakımda yattığını, bedeninde oluşan hasar yüzünden tekerlekli sandalyeye bağlandığını, meslek hayatının bittiğini ileri sürdü, “Biz bilgili ve deneyimli kişileriz, kalbi duran hastayla karşılaşınca histeri krizi geçirmeyiz” dedi ve Sağlık Bakanlığı aleyhine 6 milyon dolarlık tazminat davası açtı.

Benzeri olaylarda olduğu gibi bu olay için de komplo teorileri üretildi. Kimileri hastanede yasadışı bir metamfetamin laboratuvarının bulunduğunu, oluşan zehirli gazların havalandırma sistemiyle acile dolduğunu iddia ettiler. kimileri de Bayan Ramirez’in Cabazon bölgesine yakın oturduğunu, CIA’in burada gizli gizli biyolojik silahlar geliştirdiğini, kadını bunların hasta ettiğini iddia etti.

BEDENİN ÜRETTİĞİ BİR GAZ MI?

Soruşturma savcısı, Bayan Ramirez’in kanını ve diğer biyoloji örneklerini inceletti. Kan ve organlarda dimetilsülfon ve normalin çok üzerinde sülfat bulundu. Yapılan incelemede Bayan Ramirez’in  ağrılarını hafifletmek amacıyla vücuduna dimetilsülfoksit içeren bir krem sürmüş olabileceğini, üzerindeki yeşilimsi yağ ile sarımsak kokusunun bundan kaynaklanmış olabileceği ileri sürüldü.

Ambulansa bindirildiği andan itibaren verilen yüksek miktarda oksijenin, dolaşımındaki dimetilsülfoksit’ii dimetilsülfon’a çevirmiş olabileceği ve doktorların gördükleri sarı tanecikleri bundan kaynaklanmış olabileceği iddia edildi. Vücut ısısında çözünmüş halde bulunan dimetilsülfon, acil servisin soğuğunda kristalleşmişti.

Yine iddiaya göre Bayan Ramirez’e uygulanan elektroşok esnasında vücudubdaki dimetilsülfon, bir sinir gazı olan dimetilsülfat’a dönüşmüştü. Zehirlenmenin nedeni de buydu.

Sonuç olarak bu olay da gizemini koruyan olaylar sınıfında kalmaya devam etmektedir.

 

Facebook Comments
Lütfen takipte kalın ve paylaşın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir